__Uzmandan Makeleler

  • Türk Saanenin Serüveni İ.Doğan GÜRBÜZ - 09/06/2014
  •  TÜRK SAANENİNİN SERÜVENİ VE MADRAN KEÇİ SAANEN ÜRETİM MERKEZİ

     

    Ülkemizde saanen keçisine ilgi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun nedenini keçi sütü ve ürünlerinin yüksek derecede hayvansal proteine sahip olmaları ile çocuklarda ve ergenlerde şifa kaynağı olarak değerlendirilmesi oluşturmaktadır. Günümüzde internetin ve televizyonun etkisiyle bilgilenme daha çok ve hızlı olmaktadır. Bu bilgilenme insanları daha dengeli ve sağlıklı beslenmenin en önemli faktörlerinden birinin   saanen keçisi olduğu sonucuna götürmektedir. Son zamanlarda keçi sütü ve ürünlerine ilgi artarken, yüksek süt verimi, birden fazla yavru yapması, yemi en fazla süte çevirme özellikleri nedeniyle saanen keçisinin önemi anlaşılmış ve oğlak etinin lezzeti keşfedilmiştir. . Gerçekten de kırmızı etler içinde oğlak eti kolesterol ve kanserojen etkisi itibariyle en masum ettir.

                             Saanen keçisi İsviçre’nin “Saane Vadisi”nden ismini almış,  bu bölgede geliştirilmiş,  önce İsviçre’nin diğer kantonlarına, daha sonra da dünyanın dört bir yanına dağılmıştır. Saanen keçisinin vücudu beyaz sert kıllarla kaplıdır. Derisi pembemsi renklidir. Kuyruk çevresinde, ağızda ve memede siyah pigmentleri vardır. Canlı bakışlı kısa ve dik kulaklara sahiptir. Keçinin uyum yeteneklerinin çok yüksek olması, erken ergenliğe gelmesi, ikiz ve üçüz yavru vermesi, laktasyon süresinin 280 gün ve süt veriminin 765kg civarında olması, yetiştiriciler açısından saanenin önemini arttırmaktadır. Hatta bazı sürülerde süt verimi ortalaması  900kg a kadar çıkmaktadır. Yemden yararlanma oranları da yüksektir. Şampiyon hayvanlarda günlük 15kg ve üzerinde süt verimi görülebilmektedir.

                             Ülkemizdeki süt keçiciliği melezlemeleri daha çok üniversitelerimizde başlamış ve çevresine yayılmıştır. Ankara Üniversitesi Ziraat  Fakültesindeki saanen-kilis keçisi melezlemeleri, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinin Malta-Saanen melezlemeleri bu çalışmalar arasındadır. Kıl keçilerinin saanen ve malta tekeleriyle melezlenmelerinden sonra, asil alman tekeleri malta keçileri ile melezlenmiştir (TUBİTAK PROJESİ). Daha sonraki yıllarda bu melez keçilerin anglo-nubian spermaları ile tohumlanmaları sonunda Bornova Keçisi meydana gelmiş ve sütçü keçiler içinde yerini almıştır. Bunun yanında, Çanakkale ve yöresinde kıl keçisi ıslahında kullanılan saanen tekelerinin malta keçileriyle melezlenmesinde yeni bir tip sütçü keçi ırkı ortaya çıkmıştır. 2005 yılı Ulusal Keçicilik Kongresi’nde, saanen tekelerinin melezlemesine dayalı olarak marmara ve ege bölgesinde elde edilen bu keçilerin “Türk Saanen Keçisi” şeklinde isimlendirilmesi benimsenmiştir. Dolayısıyla yüksek verimli, bölgeye  (Marmara ve Ege) iyi adapte olan Türk saaneni, bölgedeki maltız ve kıl keçilerinin saf saanen tekeleriyle melezlenmesi sonucu oluşmuştur. 280 günlük laktasyon uzunluğuna erişebilen Türk saanenlerinin süt verimleri de 500-650kg’a ulaşmaktadır.

                                 Son yıllarda Kanada’dan ithal edilen (Ege-Vet tarafından) dondurulmuş teke spermasını kullanan  ÇOMÜ Ziraat Fakültesi  Zootekni Bölümü, hem kendi sürürsünde hem de çevredeki sürülerde kan tazelemeye yönelik başarılı bir çalışma yürütmüştür. 2010 yılında 54 erkek oğlağı açık artırma ile satan ÇOMÜ Ziraat Fakültesi, kan tazeleme çalışmalarına yaptığı katkıyı devam ettirmektedir.

                                 Yine son yıllarda Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü, TUBİTAK’ ın  desteklediği bir proje ile (Batı Anadolu Süt Keçiciliğinin Geliştirilmesi ve Damızlık Sorununun Çözümü Projesi)  Avustralya’dan dişi ve erkek saanenler ithal ederek, saf saanen üretimini ve dondurulmuş sperma ile çevre sürülerde kan tazeleme programını gerçekleştirmektedir. Bu vesile ile Türkiye’de ilk defa bu büyüklükde saf saanen üretimi projesini yürüten Prof. Dr. Nedim Koşumu da tebrik ediyoruz. Madran Keçi (Saanen) Keçi Üretim Merkezimiz de aynı amaçlara yönelik faaliyetler sürdürmektedir. Bu faaliyetlerimizde bizlerden bilimsel katkılarını esirgemeyen değerli hocamıza teşekkürlerimizi sunmayı bir borç biliriz. Çalışmalarımızda bizi yüreklendiren yine bilimsel katkılarını esirgemeyen Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Mehmet Koyuncuya da ayrıca teşekkür ediyoruz. ÇOMÜ Ziraat Fakültesi ile de Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümlerinin iki ayrı proje ile ülkemiz süt keçiciliğine katkılarını tebrik ediyor emeği geçen bilim camiası ve çalışanlarını da süt keçiciliği adına kutluyoruz. Bunun yanında laparoskopi yöntemiyle üretim merkezimizin dişi keçilerinin suni tohumlamalarını gerçekleştiren Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Melih Aksoy ve ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz. İnşallah en kısa sürede birlikte yapacağımız embriyo nakilleri ile de üretim merkezimiz saf saanenlere kavuşacaktır. Yine üretim merkezimize teorik ve pratik katkılarıyla yön veren  Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü Uzman Veteriner Hekimlerinden Şükrü Dursun’a  da teşekkürlerimizi sunarız.

                                 Madran Keçi Damızlık Saanen Üretim Merkezimiz damızlık üretimini hedef almaktadır. Bu nedenle, 2009 yılında Avustralya’dan ithal edilen saf saanen tekelerinin spermaları kullanılarak laparaskopik yöntemle tüm dişi keçilerimiz tohumlanmıştır. Ultasonla yapılan muayene sonucunda  %34 oranında gebelik gerçekleştiği tespit edilmiştir. Avustralya’da 15kg ve üzerinde (tekelerin kız kardeşleri, anneleri, anneanneleri, babaanneleri) süt verimi ile şampiyonlar çıkarmış bu tekelerden olma erkek yavrular, üretim merkezimizde 2011  yılında saanen üreticilerinin hizmetine sunulacaktır. İnternetteki bazı saanen sitelerinde de belirtildiği gibi suni tohumlama çok pahalıya mal olmakla birlikte anneleri, anneanneleri, kız kardeşleri ve yavruları dünya süt üretim yarışmalarında şampiyon olmuş tekelerin başka bir yolla elde edilip, sürülerimizin kan tazelemesi mümkün görülmemektedir. Bu durum ancak suni tohumlama ile mümkün olabilecektir. Sürüleri yüksek verime kavuşturan ve suni tohumlanma ile elde edilen tekelerin bedellerinin de mal oluşlarıyla orantılı olacağı açıktır.

                                 Saanen yetiştiriciliğine başlamak isteyenlerin merak ettikleri ve en çok sordukları sorular arasında “keçi barınakları nasıl olmalı  ve damızlık saanenleri nereden ve nasıl bulmalıyız” yer almaktadır.  Saanen yetiştiriciliğine başlayacaklara ilk tavsiyemiz yetiştirmek istedikleri miktar kadar keçiye hitap eden, onların refahını temin edebilecek keçi barınaklarını temin etmelerdir. Bu barınaklar, havalandırılabilir, nemden uzak, güneş görür olmalı, hayvanların gölgeleyebileceği ve güneşleyebileceği gezinti alanlarını da içermelidir. Ayrıca, temiz içecek su olmazsa olmazlardandır. Damızlık teminine gelindiğinde, bu işe yeni başlayacaklara Türk saanenlerinin 2,5-3 aylık dişi oğlaklarını tercih etmelerini tavsiye ediyoruz. Keçilerin tüm aşıları bizzat kendileri tarafından yaptırmalıdır. Bu arada, oğlaklar bulundukları coğrafi bölgeye intibak ederler. Böylece teke katımı zamanına kadar iyi bir bakım uygulanması gerekir. Teke katımı zamanı en uygun  saanen tekeleri ile çiftleştirecekleri damızlıkları onlara sağlıklı ve  yüksek verimli oğlaklar verecektir. Teke tercihiniz ise ya suni tohumlamadan olmuş erkek oğlaklardan ya da saf saanen tekelerden elde edilmiş oğlaklardan sizin sağlıklı bir şekilde büyüttüğünüz tekeler arasından seçilmelidir. Keçilerin sağımında makineli sağım tercih edilmelidir. Sağımdan elde ettiğiniz sütleri soğutucu tanklara koymanız da sizin kaliteniz olacaktır. Hayvan refahını temin eden yetiştiricilerin diğerlerinden her konuda üstün olacağı inkâr edilmez bir gerçektir. Böylece hem sürünüz, hem ürünleriniz insan sağlığına uygun olacaktır.